KÖŞE YAZILARI
ORGANİK TARIM

ORGANİK TARIM GERÇEĞİ ve ALADAĞ VADİSİ 

Organik tarım yada ekolojik tarım olarak isimlendiren tarımsal üretim biçimi kimyasal girdi (kimyasal gübre ve ilaç) kullanılmadan üretim yapmak ve bu üretilen ürünü tüketime kadar her aşamada kontrol ederek güvenli bir şekilde tüketiciye sunmaya çalışan bir üretim şeklidir. Hem bitkisel hem de hayvansal ürünler organik tarım esasına göre üretilebilir. Konu hakkında yorum yapmadan önce organik tarım tekniğinin ortaya çıkmasını zorlayan nedenleri bilmekte fayda vardır. Dünyada “yeşil devrim” olarak tanımlanan kimyasal gübrelerin bitkisel üretimde kullanılmasıyla birlikte bitkisel üretimde hızlı bir artış ortaya çıkmış ve bu da gübre kullanımını günden güne artırmıştır. Yoğun gübre kullanılan alanların topraklarında ortaya çıkan olumsuzluklar (özellikle bitki besin elementlerini elverişli hale getiren mikroorganizmaların hızla azalması, toprak reaksiyonunun bozulması vs) tarımsal üretimi tehdit eder hale gelmiştir. Kısacası aynı gübre ile eski ürün alınamaz olmuştur. Yine kullanılan bir çok tarımsal ilacın hem çevreye hem de insan sağlığına zarar vermesi konu uzmanlarını alternatif üretim tekniklerini aramaya zorlamış ve sonuçta organik yada ekolojik tarım denilen tarımsal üretim biçimi ortaya çıkmıştır. 

Yukarıdaki açıklamalardan kimyasal gübre ve tarımsal ilaçların mutlak zararlı olduğu kanısına varılmamalıdır. Doğru kullanılan gübre ve günümüzde geliştirilen tarım ilaçlarının olumsuzlukları doğru kullanılmak şartıyla hedef canlı (hastalık, böcek veya yabancı ot) haricindeki canlılara zararı yok denilecek kadar azdır. Bu nedenle gübre ve ilaç kullanımında mutlak suretle uzman görüşüne başvurmakta fayda vardır. Yanlış gübre kullanımı ile ilgili konuya batı Avrupa’dan bir örnek verirsek daha iyi olacaktır. Bu ülkelerin çoğunda 1980’li yıllarda dönüme ortalama 700 kg civarında amonyum sülfata (şeker gübresi) eşdeğer gübre kullanılmıştır. Bunun sonucunda toprakta azot bağlayan ve organik maddeden azot ayrıştıran bakterilerin yoğunluğu hızla azalmış, azotun yıkanması sonucu taban sularında kirlenme artmış ve çevre riskleri artmıştır.

Tarımda devamlılığın sağlanması her şeyden önce doğal kaynaklara (toprak, su, hava) zarar vermeden kullanmaya bağlıdır. Batı Avrupa başta olmak üzere gelişmiş ülkelerdeki yaşananlar organik tarım ve sürdürülebilir tarım gerçeklerinin doğmasında asıl nedendir. Aladağ Vadisine bakarak (Aladağ suyunun doğduğu yerden Sarıyar Barajına kadar) durum nedir diye sorgulayacak olursak, sebze ve çeltik tarımı haricinde çok fazla kimyasal kullanılmadığını görürüz. Özellikle kuru tarım alanlarında aşırı gübre ve ilaçta kullanımından kaynaklanabilecek ciddi bir risk yok gibi gözükmektedir. Ancak sebze tarımındaki bilinçsiz gübre kullanımı ve çeltik tarımındaki bilinçsiz yabancı ot ilacı kullanımı ilerisi için risk olabilir. Nitekim Kirmir Vadisinde bostancılık yapan Beypazar’lı hemşerilerimizden bu konuda şikayetler dinlemek mümkün. 

Aladağ Vadisinde organik tarım bir alternatif üretim biçimi olabilir mi? diye kendimize bir soru soracak olursak bu sorunun cevabının elbette mümkün olduğu söylemek olur. Peki bunun için ne yapılmalı? İlk önce konu vadi bazında ele alınmalı vadinin bir parçasında (Karaköy, Uluköy, Sekli vs) organik tarım yapmak pek mümkün değildir. Sebeplerine gelince : örneğin Dudaş’ta kullanılan bir çeltik ilacı su vasıtasıyla Davutoğlan’daki bir organik tarım üretim alanına taşınarak kontrol aşamalarında bu ilaca rastlanılabilir ve ürün organik ürün sertifikası alamaz (veya böcekler vasıtasıyla bir ilaç başka bir alana taşınabileceği gibi diğer yollarla da (rüzgar vs) taşınma mümkün olabilir). Bu nedenle konu vadi bazında ele alınmalıdır.  

Organik tarımda 2-3 yıllık geçiş süresi söz konusudur. Bu süre içinde nelerin üretileceği planlanması gerekir. Yine organik üretim için sertifika almak gerekir. Bunu başlamadan önce iyi bir etüt yapılmalı ve her bir çiftçi bağımsız olarak sertifikaya müracaat ettiğinde masrafların hayli artacağı için içinden çıkılmaz bir hale gelir. Bu nedenle de yeterli büyüklükte alana sahip olabilmek için örgütlenmeye gidilmelidir. Organik üretimde her ne kadar ürün miktarı düşecek ise de fiyatlar çok daha fazla artacağı ve kolay pazar bulunacağı için iyi bir alternatif olabilir. Bunun içinde hemşerilerimizin bir araya gelerek birlikte hareket etmeleri zorunludur. Bunun için her köyden (Aladağ suyunun başladığı noktadan Sarıyar Barajına kadar) temsilciler seçilerek konuyu araştırıp köyleri yönlendirmesi gerekir. Ama her şeyden önce artı ve eksiler iyi etüt edilmeli.


Prof.Dr. Ali KOÇ
17.11.2005

« Geridön