Yaklaşık on yıldır, Dini Bayramlar, Milli Bayramlar ve Yılbaşı gibi özel günlerin dışında artık bir de ‘Sevgililer Günü’ var hayatımızda. İlk farkına vardığım zamanlarda ‘Tam bir tüketim toplumu olduk. Bu da tüketimi artırmak amacıyla özel kurgulanmış bir gün.’ olarak yorumladım. Fakat ya zaman içinde alıştım ya da yaşlanmanın etkisiyle hoşuma gitmeye başladı. Tabi biz sevgililer gününü kutlarken sevgiliyi ‘sevilen kişiler’ olarak yorumlayıp, hemen hemen tüm aile bireylerimize ufak tefek hediyeler almak anlamında kutlamaya başladık.
Birkaç yıl öncesine dek ‘Bu gün neden kutlanır?, Neden 14 Şubat da başka her hangi bir gün değil?’ diye düşünmemiştim bile. Fakat bu sorular kafama takılmaya başlayıp da medyadaki kısa bilgileri okuyup az çok bir fikir sahibi olunca biraz daha derinlemesine incelemek istedim ve ulaşabildiğim bilgileri burada sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bilindiği gibi bizim yurdumuzda ‘Sevgililer Günü’ adı altında kutladığımız günün gerçek adı ‘Aziz Valentine Günü’ dür. Aziz Valentine’in öyküsü III.Yüzyıl’dan gelir. O dönemde Roma tahtında İmparator II.Cladius vardı. ‘Zalim’ adıyla tanımlanan Cladius aşırı savaş ve askerlik tutkunuydu, her yetişmiş erkeğin mutlaka asker olmasını istiyor ve kimseye göz açtırmıyordu. Öylesine ileri gitmişti ki, askerliğe engel oluyor düşüncesiyle evlenmeyi dahi yasakladı. Gençler şaşkındı, kimse sevdiği ile beraber olamıyor, Roma kenti sayısı gittikçe artan ve uzak ülkelerde ölen sevgililerinin ardından ağlayan kadınlar ve kızlarla dolmuştu. Kısacası aşk yasaklanmıştı. Bu sıralarda İmparator tüm Romalılar’ın 12 tanrıya tapmalarını aksi şekilde davrananların ve özellikle de Hıristiyanlar’la ilişkiye girenlerin ölümle cezalandırılacaklarını emretti.
Bu emre uymayanların arasında Aziz olarak kabul edilen filozof Valentinus da vardı. Gezerek dinsel vaazlar veriyor ve İmparator’un hatalı olduğunu anlatıyordu. Sonunda yakalandı ve hapse atıldı. Valentinus’un hapiste olduğu günlerde yaşananlar efsaneye dönüşerek günümüze kadar ulaşmıştır.
Hapishaneyi korumakla görevli gardiyanın kızkardeşi Julia’nın gözleri doğuştan görmemektedir, gardiyan Valentinus’un anlattığı İsa ile ilgili öykülerin arasında körlerin gözlerinin açıldığını öğrenince kız kardeşini Valentinus’un yanına getirir. Julia çok güzel ve zeki bir kızdır. Günlerce beraber olurlar, Valentinus ona Roma tarihini, doğanın yapısını, aritmetiği ve Tanrı’ya yönelmeyi öğretir. Julia, dünyayı Valentinus’un anlattıklarıyla görür, onun bilgeliği ile aydınlanır, güçlenir ve teselli bulur.
Bir gün sorar;
- Valentinus, tanrı gerçekten dualarımızı duyar mı?
Aziz gülümser;
- Evet, herbirini.
Julia;
- Her sabah ve her gece ne için dua ettiğimi biliyormusun? Görebilmek için dua ediyorum, senin bana anlattıklarını görmeyi çok istiyorum.
Valentinus;
- Tanrı bizim için en iyi olanı yapar, yeter ki buna inanalım.
Julia yere diz çöker ve;
- Böylesine inanmak istiyorum, yardım et.
Beraberce duaya başlarlar. Birden hücrenin içerisi altın renkli bir ışıkla aydınlanır ve Julia haykırır.
- Valentinus, görüyorum, görüyorum.
Valentinus duaya devam etmesini söyler. Ertesi gün Valentinus’un ölüm emri gelir. Aziz, Julia’ya son bir not yazar. Tanrıya hep yakın olmasını öğütler ve notun altını ‘Senin Valentine’inden’ diye imzalar. Mektup ertesi gün Julia’ya ulaşır. O günün tarihi 14 Şubat 270’tir. Valentinus, sonradan Papa I.Julius tarafından ‘Porta Valentini’ adı verilen bir kemer altına gömülür. Şimdi orada yani Roma’da Praxedes Kilisesi vardır.
Julia, mezarın yanına pembe çiçekler açan bir badem ağacı diker. Günümüzde sevginin ve dostluğun simgesinin badem ağacının olması buradan kaynaklanır. Bu benim inanmak istediğim hikaye.
‘Sevgililer Günü’ ile ilgili bir başka hikaye daha dillerde dolaşmaktadır. O da kısaca şöyledir;
15 Şubat tarihi Roma tanrıçalarından Februata Juno adına yapılan kutsama töreni günüdür. Bu günde birbiriyle ilk kez cinsel ilişkiye girecek gençlerin adlarının yazıldığı parşömenler, o gün tanrıçaya sunulurdu. Papalık daha sonra bu geleneği yasaklamış ve 15 Şubat gençlerin aşk festivali olan Lupercalia olarak kutlanmaya başlanmıştır. Şubat ayının özelliği ise kuşların çifleşme dönemlerinin başlangıcı olmasıdır. Zaman içinde Hıristiyanlığın güçlenmesi ile birlikte Pagan inançları yasaklandı veya yerine Hıristiyan versiyonları geliştirilmeye başladı. Aziz Valentine Hıristiyanlığın simgesi olan sevgi ve evlilik kuramı ile kişiselleştirildi, onun Lupercalia festivalinin başlangıcından bir gün önce öldürülmesi de iyi bir rastlantı olarak düşünülüp böyle bir gün olarak kutlanması gelenek haline getirildi. Fakat günümüze kadar her şeyde olduğu gibi Aziz Valentine günü kutlamaları da değişti. ‘Aziz Valentine Günü’ kutlamalarında ilk zamanlarda Aziz Valentine’in Julia’sına yazdığı gibi sadece sevgi sözcüklerinin olduğu kartlar hediye edilirdi. Günümüzde bu gelenek değişip ‘Sevgiliye Hediye Alma Günü’ haline gelmiştir.
Benim kanımca ‘Sevdiklerimize Sevgimizi Gösterme Günü’ olarak algılayıp çevremizdeki arkadaşlarımıza, aile bireylerimize, eşimize, çocuklarımıza, komşularımıza, akrabalarımıza ve tabii ki sevgililerimize 14 Şubat’ta bir şekilde ama herhangi bir şekilde mutlaka sevgimizi gösterelim.
Sevgilerimle..