Kendisini daha çok TRT televizyonundan canlı yayınlanan mevlitlerin sonunda yaptığı dua ile tanıyoruz. Fakülteyi bitirip bağlı olduğu kurumda yükselebilecekken imamlığı tercih etmesi, ayrıca yabancı dil bilmesi, bir şairimizin özlemini çektiği imam profilini hatırlatmakta.
“18.10.1940 Nallıhan-Karaköy doğumluyum. Babam Mustafa UYKULU Köyün imamı idi. Burada tam 22 sene kaldı. Üç kardeşten en küçükleri benim. İki ablamdan biri trafik kazasında vefat etti.
Köydeki hayatımız devamlı rüyalarımızda geçer, devamlı hatırlarız. Bütün rüyalarımda kendimi köyde görürüm. Bu devre içinde çocukluk olsun, gençlik olsun en tatlı dönemlerimizi köyde yaşadık. En iyi, en güzel günlerimiz köyde geçti. Köyü çok sevdiğim için de 1962 yılında köyden evlendim. Eşim Nurhan hn. Bolu Öğretmen okulunu bitirip Ankara-Ovacık köyüne tayin olmuştu.
Köyden 1953 yılında tahsil dolayısıyla ayrıldım. 1953-54 Döneminde Ankara-İmam Hatip Lisesine kayıt oldum ve 1959-60 döneminde de mezun oldum. Akabinde askere gittim. Askerliğimi Yedek Subay Öğretmen olarak yaptım. 1969-70 Döneminde Ankara-İlahiyat Fakültesinden mezun oldum.
Bizim tarlamız-tabanımız olmadığından bir güvencemiz de yoktu. Mecbur okumamız lazımdı. Köyümüzden, Genel Müdürlük yapmış ağabeyimiz Selahattin ZORLU’ nun tesiriyle Ankara-İmam Hatip Lisesine yazıldım. O’nun etkisini çok gördüm. Beni çalıştırdı, yetiştirdi, imtihanlara hazırladı ve imtihanları kazandım. Yani bu hayatımı O’na borçluyum.
Daha okulda iken Balkerizbağları Camii müezzinliğine tayin oldum. 1 Yıl sonra da İmamlık aldım. Asker dönüşü 1961 yılında Ankara Diyanet İşleri Başkanlığı - Olgunlaşma Dairesi Şefliğine tayin oldum. 1968 yılına kadar bu görevimi sürdürdüm. 1968 Yılında baba mesleğim olan Ankara - Cebeci Camii İmam-Hatipliğine geldim. 1994 Yılına kadar burada çalıştım ve aynı yıl emekli oldum. 36 Yıl memuriyet hayatım var.
M.DOĞANÖZ : Okumada herhangi bir zorlukla karşılaştınız mı ?
S.UYKULU : Hayır, karşılaşmadım. Benim okula kaydolmamla beraber, babamın da tayini Ankara-Cebeci Camii imamlığına çıktı. Ailecek gittik Ankara’ya. Evimin orada olmasından dolayı okulu çok rahat bitirdim. Hafızlığım da vardı, okumam güzeldi. Bu yüzden hocalarım, arkadaşlarım ve cemaat tarafından çok sevilmiştim.
M.DOĞANÖZ : TRT’de yayınlanan mevlitlerde Duahanlık yaptınız. Bundan bahsedermisiniz ?
S.UYKULU : Dr.Lütfi DOĞAN o zaman bakandı. Aynı zamanda da benim hocamdı. Beni O yetiştirdi. Duayı O verdi bana. Beni Rusya’ya da götürdü. 18 gün kaldık ve bazı Türk İllerini gezdik. Hocam konuşmalar yaptı, ben de Kur’an-ı Kerim okudum. Çok memnun kaldılar. Bununla beraber Diyanet İşleri Başkanlığı’nda çalışırken tanıdığım ve çok sevdiğim öbür Lütfi DOĞAN var, biz O’na Senatör Lütfi DOĞAN deriz. Başkanlığa vekalet ediyordu. O’nun da çok iyiliklerini gördüm. O’da bizi taltif etti, sevindirdi, bize bazı şeyler aşıladı. Onlardan da çok memnunum.
M.DOĞANÖZ : Bir mesajınız varmı ?
S.UYKULU : Mesajım şudur, insan güzel çalışırsa, iş hayatında amirleriyle iyi diyalog kurarsa, neticesinin çok güzel olacağına inanıyorum. Samimi çalışırsa, mesleğini severse çok güzel muvaffak oluyor. Yardımcı olanlarda çok oluyor, buna inanıyorum. İyi bir lisan da öğrenilmeli. Bunun eksikliğini çok gördüm. Lisanım vardı fakat gereği gibi değildi. “