BAŞARI ÖYKÜLERİ
İbrahim COŞKUN

Bacakların İbrahim Diş Tabibi. Vefakâr, Kültürümüzü özümsemiş ve geleneklerine bağlı biri. Yıllar geçsede kendisine bu günlere gelmesinde yardımcı olan ve yol gösteren öğretmenlerini unutmamış. Dilimize yerleşen ve konum belirtmeksizin kullanılan bir ifadeyle : Tam bir İstanbul beyefendisi.  

1-Temmuz-1947 Yılında Karaköy’de doğdum. İlk tahsilimi köyümde yaptım. En çok sevdiğim ve unutamadığım anılardan bir tanesi, harmanda düven sürerdik, Aladağ Çayı’na balığa giderdik. Köyümüz bağlık-bahçelik. Turunçgil hariç hertürlü sebze ve meyve yetişiyor. Orta ve Lise yılarımda da çok özlerdim köyümü.  

İlkokulda başarılı bir öğrenciydim. Öğretmenimiz Hulusi İl’di. Nezehat öğretmen de vardı. Sonra Abdullah öğretmen geldi. Matematiğim çok iyiydi. Hiç unutmam, 4.sınıftayken Hulusi öğretmen bir problem verdi. Sonucu 52 idi. Cemalettin YILDIZ arkadaşımız da sonucu 520 çıkarmış. Virgülü unutmuş. Öğretmen uyardı “Dikkat et Yıldız” diye. O’da “Ben 5.sınıfım benimki doğru” dedi. O’da çok başarılıydı. Fakat benimki doğruydu. Öğretmen Cemalettine bir tokat vurdu. Oda bana küstü. Sanki benim suçum varmış gibi.  

Orta ve Yüksek tahsilimi Ankara’da yaptım. Ortaokulu Keçiören-Hüseyin Güllüoğlu Ortaokulunda . O yıllarda Keçiören’de Lise yoktu. Yıldırım Beyazıt Lisesinde de Lise tahsilimi yaptım. Ankara’nın güzel liselerinden biriydi. Güzel günlerimiz oldu.  

Liseden sonra istediğim üniversiteyi kazanamadım. Kazandıklarımı da ben istemedim. Sonra Diş Hekimliği tahsilimi Ankara’da , Diş Hekimliği Yüksek Okulu’nda yaptım. Yedek Subaylık için bana kur’a da Türkiye’nin en güzel, en sakin şehirlerinden Kırklareli çıktı. Orada görevimi yaptım ve oraya yerleşmeye karar verdim.   

M.DOĞANÖZ : Okumaya sizi kim teşvik etti ?

 İ.COŞKUN : Ailem teşvik etti. Ağırlıklı olarak ta Annem. Okumamı çok istiyordu. Hatta lise döneminde tek dersten sınavım vardı. Geçememiştim. Annem çok üzüldü. Sınavı verince de çok mutlu oldu. Yıllar geçtiği halde o sevincini halâ unutamam.

 M.DOĞANÖZ : Köyde de diş hekimliği yaptınız

 İ.COŞKUN : Motosiklet kazası geçirdiğimden dolayı kolum incinmişti. sınavlara giremedim. 5-6 Ay gibi kısa süre köyde çalıştım.

 M.DOĞANÖZ : Kırklareli’ne yerleşmeye nasıl karar verdini ?

 İ.COŞKUN : Kırklareli bana kur’a dan çıktı. Kültürümüz zayıfmış herhalde ki tanımıyordum burayı. Önce üzüldüm. Kuranın çıktığı gün kızım dünya’ya geldi. 1 Temmuz 1978. O’na sevindim. Kırklareli’nin çıktığına üzüldüm. Gördükten sonra da çok sevdim. 1978-79 Anarşi olaylarının çok olduğu yıllardı. Bu olaylar yüzünden. bir çok genç okulu bırakmak zorunda kaldı. Kırklareli ise sakin ve huzurlu bir şehirdi. Körfezde kaldığı için sakin ve güzel bir şehir. Oraya yerleşmeye karar verdim. 1978 Yılından beri de orada ikamet ediyorum ve halen de orada yaşıyorum. 

Bir çok sosyal etkinliklere katıldım. En çok sevdiğim faaliyetlerden biri, Yetiştirme Yurdu Koruma Derneklerinin yıllarca başkanlığını yaptım. Severek ve isteyerek yaptım bu faaliyetleri.  

Çevrecilik çok sevdiğim bir alan olduğu için, Çevre Koruma Vakfının Mütevelli Heyetinde ve Yönetim Kurulu’nda görev aldım. Bir siyasi partinin (Anavatan Partisi) kurucu il başkanlığını yaptım. Politikayı hiç sevmiyorum aslında. Hiç zevk almadım. O yıllarda 67 vilayet vardı. 66 Vilayetin hepsi bir şeyler oldu. Ben istemedim. Parti iktidar olduktan bir ay sonra da istifa ettim. Bir ahbabımın “Kılıcın önü de kesecek, arkası da kesecek. Niye bırakıyorsun?” dediği halde, sevmediğim ve zevk almadığımdan dolayı bıraktım. 10 Sene Belediye Meclis Üyeliği yaptım. Bu hizmeti severek ve isteyerek yaptım. Serbest Diş Hekimi olarak halen çalışıyorum. 

 M.DOĞANÖZ : Kariyer planı yaptınız mı ? Diş Hekimliğini neden tercih ettiniz ?

 İ.COŞKUN :  O da tesadüfen oldu. Fakat bunda babamın tesiri büyük. Eczacılık okumak istiyordum. Babam “4 Sene okuyup Eczacı olacağına, 5 sene oku Doktor ol” dedi. Onun etkisi büyük. O tavsiye etti. Bana da cazip geldi.

 M.DOĞANÖZ : Abdullah (Aktaş) hocanın etkisi oldu mu ?

 İ.COŞKUN :  Abdullah hoca hiç unutamayacağım bir insan. Tam bir öğretmen, çok iyi bir eğitimci. İdealist bir öğretmendi. Akşamları başarılı öğrencileri dolaşır, yardımcı olurdu. Hayatımıza yön vermemizde, kişiliğimizin gelişmesinde büyük faydaları oldu. Söyleyeceğim çok şey var, fakat dile getiremiyorum. O’na minnet borçluyum. O’nun yanında halâ rahat oturamam, sigara içemem. Çok saygın, çok değer verdiğim bir insan.

 Yarım asır önce insanların görüşleri bu kadar ileri değildi. Ulaşım imkanları daha zor, İletişimin zayıf olduğu yani televizyon, radyo gibi aletlerin tahayyül bile edilmediği dönemlerde tahsil yapmak pek mümkün görünmüyordu. Ama Abdullah hocamızın bu yönden bize faydası oldu.  

İlkokulu bitirdikten sonra öğretmen okulu sınavlarına girdim. Hocamızın sayesinde çok büyük başarı elde ettim. Hasanoğlan öğretmen okulunu kazandım. Üç hafta kadar okuduktan sonra ailemi çok özlediğimden olsa gerek, yada evin tek çocuğu olduğumdan mı bilmiyorum, okuldan kaçtım. Bıraktım geldim. Aşı olacağız dedim oradaki görevlilere. Akabinde Keçiörendeki Ortaokula yazıldım ve orada devam ettim.  

M.DOĞANÖZ : Gençlerimize ne tavsiye edersiniz ?

 İ.COŞKUN : Mutlaka tavsiyelerim olacak. İyi bir tahsil yapmaları çok önemli. Ortam farklı, eğitim sistemin kaynaklanan sorunlardan dolayı üniversiteyi bitiren gençlerimiz iş bulamıyor, işini yapamıyor. Bu durumu göz önünde bulundurmaları ve buna göre hayatlarına yön vermeleri gerekir.  

Onların görüşleri daha ileri olduğu için şöyle-böyle yapın demek zor. Yüksek tahsilli tanıdığım çok genç var. Hepsi boş. Üretici olamıyor. Tüketici olmanın üzüntüsü gençlere yetiyor. Onları böyle görmekte bize üzüntü veriyor. Buna nasıl bir çare bulunacak bilemiyorum ama, bulunması temennimiz.  

M.DOĞANÖZ : Köylülerimize bir mesajınız var mı ?

 İ.COŞKUN : Köyümüzün tarihi eski ve çok ta güzel bir köy. En büyük arzum birlik ve beraberliğin sağlanması. Tarımda, hayvancılıkta yada diğer yönlerde olsun.  

Bizim çocukluğumuzda o kadar güzel günler vardı ki, birisinin işi biraz aksadımı diğer komşular hemen koşarak yardımcı olurlardı. Düğünlerde bayramlarda olsun. O günlerin özlemini çekiyoruz. Bir yerde bes kesilir, bütün komşular toplanır etini yer, kıymasını alır, üç gün sonra başka bir komşu keser, yine taze et yerlerdi. Birlik ve beraberlik vardı. Bayram havası içinde geçerdi o günler.

 Geri gelmez ama birlik ve beraberliğin sağlanması çok önemli. Bilhassa tarım ürünlerinin, çeltiğin para etmemesi, sebzeciliğe geçiş, sebzecilikte de istenilen gelirin elde edilememesi. Kooperatife geçilmesini çok arzu ediyorum. Mahsül değerlendirilir, herkes emeğinin karşılığını almış olur. İnşallah böyle güzel çalışmalar yapılır. 


02.01.2006

« Geridön